Mart 2012
7 gönderi
Tomris Uyar’a
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yaraşırsa ancak monet’nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
yok bir yanıtın nereye diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler’den hisar’a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar’dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
sabah 4’e geliyodu işten geldim.o kadar hastaydım ki bütün yayın boyunca oturduğum sandalyeden kalkmadım.hala da hastayım zaten.eve geldim dişlerimi bile fırçalamadan don atlet attım kendimi yatağa.
sabah 9 gibi babam odamdaki sandalyeyi mutfağa götürmek için odaya girip sandalyenin üstündeki kıyafetlerimi yatağın üstüne atarak beni uyandırdı.zaten sümükten uyuyamıyorum bi de yetmiyomuş gibi erkenden uyandırıldım.babam olduğu için bişey diyemedim e götüm yemedi tabi.neyse sora tekrar bi iki saat uyudum da uyandığım da sinirim geçmişti.
on ikiye geliyodu saat kalktığımda,gerçi sümükten yastığa yapışıp nefes alamadığım için kısa süreli bi panik atak bi kalp krizi yaşadım ama zor da olsa kalktım yataktan.aklımda tek bi şey vardı o da ”dershaneye gitmemek”,babam çoktan gitmişti işe,onun verdiği rahatlıkla kuruldum salona hemen.annem banyo da temizlik yapıyodu her zaman olduğu gibi.kardeşimde tünemiş tekli koltuğa sürekli bi zapping bi bişeyler falan dedim ‘barış olm sen rahatsız mısın ?’ aldım kumandayı elinden ben de aynı şeyleri yaptım sonra o cümleyi içimden kendim için tekrarladım.için demişken içim’in attığı mesaj geldi akşam buluşuyolarmış burcu şevin falan sende gelsene diyolar bana dedim bende ‘çok hastayım evden çıkıcak halim yok belki akşama uğrarım bi ara’ hakkatten de hem halim hem de param yoktu ama.bi de içim’e kahve borcum var hala yunus’un doğum gününden onuda unutmadım.
annem çıktı banyodan yemiş deterjanı boğazına boğazına zaten hasta iyice hasta oldu kadın.’otur sen ben bi şeyler hazırlarım şimdi’ dedim.göte kuvvet kalktım gittim mutfağa bi çay demledim,anneannemin yaptığı gözlemeleri ısıttım mikrodalgada peynir zeytin falan çıkardım yanına iki tepsi hazırladım.kahvaltıyı da öyle kurtardım.sonra çay içtik birer bardak.ben mutfağı toplamaya gittim o arada sızmış koltukta,gittim üstünü falan örttüm ufo’yu açtım sıcak seviyo diye.televizyonda da adamın biri akdeniz turu yapıyo malta,tunus,italya dolaşıyo biz ygs’ye 14 gün kalmış hala ‘dershaneden nasıl kaçarım?’ın derdindeyiz,gerçi allah belamı vermiş benim,neyse yine bi yemek programı başlamış,ben biraz ona takılıyım yada biraz daha uyuyım.
Unuttum, bahsetmiyorum, sevmiyorum ama, ne olursa olsun, başkası adına tek kelam etmek canımı yakıyor, bir daha sikseler başkası adına “Aşığım” demem, bir daha sikseler başkası için böyle uzun yazılar yazmam, bir daha sikseler başkası için ağlamam.
Çünkü senin en özelden de özel olmanı istiyorum.
Kalbimde kimsenin erişemeyeceği tek noktaya eriştin, ordan düşmek her yiğidin harcı değil. Oraya girmenin her yiğidin harcı olmaması gibi.
Seni uzaktan sevmek, tahmin edemeyeceğin kadar güzel.
Senden bahsetmemek, imkansızım olman, hayvanlar gibi güzel.
…
Senin için kedileri nisan’da seviştiremem,
Senin için hiroşima’daki çocukları geri getiremem.
Senin için çaya üç şeker atamam -büyük bardak değilse-.
Senin için uçak kaçıramam.
Senin için montsuz dışarı çıkamam.
Senin için ütüsüz gömlek giyemem.
…
Sadece sev yeter dersen,onu yaparım işte.
seni legal olarak kokladığım ilk gün albinolar gerçek rengine kavuşacak ve bütün aborjinler ne olduğunu anlamadan everest’e tırmanacak.
Birden fazla gözümüz olmasına rağmen hala bazı şeyleri kaçırabiliyorsak,tek olan kalbimizin de yanlış kişileri sevmesine şaşırmamaliyiz.